Hakkımızda

Beyoğlu Ayakkabı Kısa Tarihçesi

Beyoğlu Ayakkabı 1993 yılında Beyoğlu İstiklal Caddesi Yeşilçam sokakta kuruldu. Kurucu Şaban İnan o yıla kadar son on yılında deri ticareti ile meşguldü. Deriyi sevmişti. Öğrenmiş, en ince detayına kadar uzmanlığını, bilgi, brikim ve donanımını geliştirmişti. Müşterileri çoğunlukla ayakkabı imalatçılarıydı. Başta Beyoğlu ve Beyazıt’taki, adeta ayakkabı üreticilerinin merkez üssü konumunda bulunan, Gedikpaşa semtinde olmak üzere İstanbul’un birçok yerinde yerleşik ayakkabı fabrikalarına deri satıyordu.

İçinde yanan üretme arzusu ve deriye can verme, kimlik ve kişilik kazandırma isteğine daha fazla dur diyemedi. Belki de o zamana kadarki tüm birikimleriyle küçük bir atölye açarak yola koyulmaya karar verdi. 50 metrekare bir mekânda 7 işçi ile haftada 100 çift ayakkabı üreterek başladılar. İlk müşterileri Ankara’dan birkaç zincir mağazaydı. Temel prensiplerden hiçbir zaman ödün vermedi. Kaliteli ayakkabı üretecek, estetik ve moda duygusu gelişmiş bir tasarım anlayışı olacak ve hepsinden önemlisi müşteri sadakati sağlayacaktı.

İlk yıllar belki finansal anlamda çok sıkıntılıydı. Atölyesinde işçileri, kalfaları ve ustalarına çok leziz yemekler sunamıyor, hemen yanı başındaki sinemalar ve eğlence mekânlarında takılacak paraları çoğu zaman olmuyordu belki ama hepsi birer ayakkabı kompetanı olmuş ustaları ile ürettikleri ayakkabıları uzun uzun seyre dalıyor ve tarifi imkânsız bir duygusal tatmin yaşayabiliyorlardı.

Çünkü hepsi de aslında şunun farkındaydı; yakaladıkları tasarım anlayışı ve kalite standardı ile benzersiz bir iş yapıyorlardı. Butik bir imalat düzenleri vardı. Müşteri beklentisi ile aslında olması gereken arasındaki çatışmalı çizgiyi Şaban Bey’in insanın iliklerine işleyen güven duygusu verebilme kabiliyetiyle aşıyorlardı.

Yaklaşık 2 sene sonra Beyoğlu Ayakkabı imalathanesinde üretilen ayakkabılar İstiklal Caddesi, Kadıköy ve Nişantaşi gibi semtlerde bulunan elit ayakkabı mağazalarının vitrinlerinde layık oldukları görünür raflarda üzerlerine doğrultulmuş spot ışıkları altında arz-ı endam etmeye başlamışlardı. Üretilen ayakkabıların miktarı ile birlikte hak ettiği katma değere de ulaşmaya başlamıştı. Birçok mağazadaki en pahalı ayakkabılar Beyoğlu Ayakkabı üretimi olanlardı.

Sektörde ismi duyulmaya, yayılmaya ve çok itibarlı referanslar almaya başlamıştı. Kapasite aylık 3000 çifte kadar çıkmıştı. Makine yatırımları artıyor, parkur büyüyor ve eleman kalitesi de kurumsallaşmanın verdiği güven desteğiyle birlikte artıyordu.

2000’li yılların başına gelindiğinde artık Beyoğlu Ayakkabı kabına sığmaz olmuştu. Mekân dar geliyor, büyüme talebi bizzat müşterilerden ve firmanın sektörde bulunduğu konumun kendisinden geliyordu.

Kurucu Şaban Bey’in önünde iki yol bulunuyordu. Birincisi; bu ölçekte kalmakta ısrar edecek, kendisinden talep edilen büyüme isteğine karşı gelip gerekli sermaye birikimini sağlayana kadar bu fikri hayata geçirmeyi erteleyecek, ikincisi ise; birlikte yola çıktığı ve yolda yürürken hiçbir şeye değişmediği akılcı ve pragmatik prensiplere ve felsefesine güvenerek risk alıp bir miktar borçlanarak da olsa yeni bir yerde yeni ve daha komplike bir üretim tesisi ile “bismillah” diyecekti…

Şaban Bey ikinci yolu seçti. Merter Sancaktepe mevkiinde deri tüccarları ve ayakkabı üreticilerinin bir arada olduğu sektörün kalbi denilebilecek bir semtte 1000 metrekarelik bir imalathane kurdu. Haftalık 1250, aylık kapasitesi de 5000 çifte kadar çıkmıştı.

Beyoğlu Ayakkabı’nın ürettiği ayakkabıları satmak, Türkiye’nin önde gelen zincir mağazaları için artık “reddedilemez bir teklif” haline gelmişti. Merter’de sektörün kalbinde yer tutma girişimi meyvelerini veriyordu zira yurtdışından ayakkabı siparişi vermek için gelen müşterilerin ilk uğrak yeri burasıydı. Model çeşitliliği, kalite ve fiyat oranının optimum seviyesi alışkanlıkları olan ihracat müşterilerinin kafalarının karışmasına yetiyordu.

İlk olarak Suriye, Irak, İran ve Rusya gibi komşu ülkelerden birçok ayakkabı toptancısı ve bavul ticareti müşterisi, Beyoğlu Ayakkabı’nın portföyüne uzun yıllar çıkmamak üzere giriyordu.

2004 yılına gelindiğinde, Sancaktepe Mevkiindeki yer de yetmez olmuş, çıkan iyi bir fırsatı değerlendiren Kurucu Şaban Bey artık fabrika boyutlarındaki tesisi yine çok yakında Fatih caddesinde bulun günümüzde yerleşik bulunduğu binaya taşınmaya karar vermişti.

2008 yılı itibariyle aylık 12000 çiftlik bir kapasiteye ilk günkü kalitesinden taviz vermeden ve gerekli tüm Ar-Ge yatırımlarını da üzerine koyarak ulaşmıştı. Artık yurtiçinde müşterileri arasında Kemal Tanca, İnci, Beymen, Hotiç, Elle, Tergan, Divarese, Abdullah Kiğılı gibi zincir mağazalar vardı. Bu markaların vitrinlerini süsleyen Fantezi Erkek Ayakkabıların klasik ve casual olmak üzere en pahalı ve katma değeri en yüksek olanların imalatlarını yapan tedarikçi firmalar arasına girmişti. Yurtdışında ise başlıca komşu ülkeler olmak üzere yaklaşık 45 ülkeye ihracat yapar hale gelmişti.

 

Halihazırda Beyoğlu Ayakkabı;

3500 metrekare alan üzerine kurulu ayakkabı üretim tesisinde yaklaşık 100 işçisi ile İç-Dış birinci sınıf hakiki deriden kösele, Eva ve kauçuk türevi tabanlar üzerinde ayda 12000 çift üretim kapasitesi ile yurtiçinde bilindik tüm zincir mağaza markalarına ve yurtdışında Güney Afrika’dan Kazakistan’a, ABD’den Norveç’e kadar 50’ye yakın ülkeye ihracat yapabilecek birinci sınıf İtalyan kalitesinde ayakkabı üretim potansiyeline sahiptir.

Hikayenin bundan sonraki kısmında bizimle birlikte yürümeye hazır mısınız?.. Daha detaylı bilgi için kurumsal internet sitemizi ziyeret edebilirsiniz...

www.beyogluayakkabi.com.tr

E-Bülten Abone Ol

En son haberler, bildirimler ve daha fazla tasarım için kaydolun

Hipotenüs Hipotenüs E-Ticaret Sistemleri İle Hazırlanmıştır.
Yukarı